www.bilgininevi.net
<span style="font-family: Arial Black;"><strong>www.bilgininevi.net</strong></span>

www.bilgininevi.net

www.bilgininevi.net
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Güncel Haberler,Teknoloji Haberleri,Bilgisayar Haberleri
tarafından SiwaStyLee Çarş. Mart 11, 2015 4:43 pm

» versionmobilya.com Scripti
tarafından talhacan21 Perş. Kas. 07, 2013 8:17 am

» Arka Sıradakiler 49.Bölüm'den YALAN SEVDA !! ORJİNAL RİP
tarafından merve88 Cuma Şub. 24, 2012 2:01 pm

» Tanışmak İsteyenler
tarafından merve88 Ptsi Şub. 20, 2012 3:19 pm

» ißo yu soLerKen nası soLuonus
tarafından merve88 Ptsi Şub. 20, 2012 1:10 pm

» okuLda neLr yapıosunuS ..!
tarafından merve88 Paz Şub. 19, 2012 1:59 pm

» Bekleme ..
tarafından SiwaStyLee Paz Ekim 17, 2010 10:35 am

» Arkadaş ..
tarafından SiwaStyLee C.tesi Ekim 16, 2010 10:01 am

» Saçlarım dökülmesin artık anne ..
tarafından SiwaStyLee Perş. Ekim 14, 2010 5:23 pm

» [Ç]aLıntı =)
tarafından menekse Çarş. Ağus. 18, 2010 12:17 pm

Similar topics
İhßar ßöLümü
Cuma Şub. 06, 2009 5:18 pm tarafından ChatLaq_Ben
Eed SewqiLi ÜyeLerimiz...

ßu ßöLümde
*Forum KuraLLarına UymayanLar
*RekLam YapanLar
*Küfür
*Arqo KeLimeLer KuLLananLarı vb.

İhbarLarını YapaßiLirsiniz !!


Yorum: 5

Paylaş | 
 

 DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI ( SENARYO )

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ekrem ARPAK
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 3
Yaş : 43
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : Yazaqr / Senarist / Yardımcı Oyuncu
Lakap : Devrim
Kayıt tarihi : 19/04/10

MesajKonu: DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI ( SENARYO )   Ptsi Nis. 19, 2010 5:04 pm

DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI

TAM OLARAK NEDİR?…

Her ne kadar sonuna “ Savaşı” ekini almış olsa da; Dam Üstünde Saksağan Savaşı asla bir savaş senaryosu değildir ve çekim aşamasında bir savaşın yapımcıya, yönetmene, oyuncu ve teknik ekibe çıkaracağı ekonomik, teknik, mekan ve figüran çokluğu gibi sorunları içinde barındırmaz.
Ülkemiz gündemine son dönemlerde “Kürt Açılımı” olarak düşen ve kırk yıla yakındır binlerce askerimizin şehit, yüzlerce gencimizin hayatlarının baharlarında hiç yere ölmesini çarpıcı, alışılagelmişin dışında ve gerek sinemasal gerek televizyon dünyasına yeni bir soluk getirecek bakış açısıyla, sıra dışı bir çalışmadır.
Sinema ve televizyon tarihimizin farklı dönem ve evrelerinde bu konuyu kalbi duyarlılıklarıyla işleyen bir çok değerli yapımcı, senarist ve emektar oyuncunun imza attığı yapımlar var olmuştur.


-GÜNEŞ DOĞUDAN YÜKSELİR
-GÜNEŞİ GÖRDÜM
-BU KALP SENİ UNUTUR MU

Bu değerli yapımlara birkaç örnektir sadece…
Bu yapımlarda emeği geçen her kese, ülkesini ve insanı insan olduğu için seven biri olarak kalben teşekkür etmek boynumun borcudur ve saygıyla bir kez daha selamlıyorum. Lakin….
Bazen konunun hassasiyetinden, bazen teknik yetersizliklerden…Bazen ticari kaygılar, bazen siyasi baskı endişeleri her daim bu yapımların konuyu bütünüyle ele almasına engeller çıkarmıştır. “ Kahraman asker, mazlum direnişçi ve Kürt kızı aşkı” ana teması ile dramatize edilerek sunulmak durumunda kalınmış, bu yüzden Türk Sinema ve Televizyon emekçilerinin tüm iyi niyetli çabaları heba olmak durumunda bırakılmıştır.
Bu tatsız durum, meselenin aslıyla ana bağını kopardığı gibi, yürek burkan ölümlere neden olan meseleyi salt dramatik bir aşk hikayesi yada bir ailenin yaşadığı sıkıntıları anlatan yapımlar olarak tarihteki yerlerini almışlardır.
İşte bu yüzden; Dam Üstünde Saksağan Savaşı tüm bunların ötesinde bir çalışmadır.
Hiçbir kuruma, şahsa, ideoloji yada tarafa çamur atmadan, yaranma endişesi duymadan…Konu anlatımına kaygılardan dolayı gereksiz yere motife edilmiş karakterler ( Travesti ) ekleyerek meseleyi saptırmadan…Olduğu gibi anlatan bir çalışmadır…
Dam Üstünde Saksağan çalışması yada senaristinin. Yapım aşamasında yapımcı, teknik ekip ve oyuncularının; birilerine akıl vermek, taraf tutmak ve seyirciye diyalektik diyaloglarla bazı mesajlar dayatmak derdi yoktur. Olmayacaktır.

PEKİ NEDEN YAZDIM?…

2009 Yılı itibari ile Siyah-Beyaz yayın evinden piyasaya çıkan “YEDİ RENK MASALLARI” adlı öykü kitabımın yazılım aşamasında çok önemli bir şey fark etmiştim. Dünya klasikleri olarak adlandırılan edebi çalışmaların çoğunu, yazarın biyografileri oluşturuyordu. Hakeza dünya sinemasının ödül almış ve baş yapıt sıfatı kazanmış filmlerinin çoğu; kendini objektif olarak eleştirmeyi başarmış ( Yapımcı, senarist ve ülke ) ellerinden çıkıyordu.
Alman bir yönetmenin imzasını taşıyan ve Nazi Almanya’sını en acımasız bir dille ekrana taşıyan “ Shanader’in Listesi” Yine Sırp bir yapımcının imza attığı “ Bosna’dan Savaş Manzaraları” “ Hayat güzeldir” bu yapımlardan sadece bir kaçıdır.

Yukarıda örnek verdiğim filmlerin iki ortak yönleri vardı:
1- Bir savaşı tek damla kan göstermeden ama en acımasız hali ile hafızalara kazımak…
2- Filmin çıkış ülkesinin geçmişindeki hatalara özeleştiri ile bakmak.

Dam Üstünde Saksağan Savaşı asla ülkemizi bütünlüğüne eleştirel bir bakış açısı değildir ama; kırk yıldır süren anlamsız karmaşaya komik, sıra dışı fakat birleştirici özellikleri ile yazılmış en sıra dışı savaş senaryosudur.

HEDEFTEKİ İZLEYİCİ KİTLESİ KİMLERDİR?…

Bu senaryoyu yazarken temel hedefim; ülkesini seven her bireydi… Ve film haline dönüşmesi ile yerini bulacağı inancımı taptaze koruyorum.

SEYİRCİ FİLMİ İZLEDİKTEN SONRA NE KAZANACAK?
Gerek sinemasal tecrübelerinizle gerek mantık yürüterek bir düşünün. Film boyunca kahkahalar atan izleyici, gülerek izlediği ve saçma bulduğu bir savaşın sonucunu nasıl sorgulayacaktır. Seyircinin belleğine yerleşecek en önemli detay “ Bu kadar güldüm, ne saçma bir savaştı öyle?... Ama bu saçma savaş yüzünden ne çok canımız yanıyor yahu?(!)”
Olacaktır.
Buda bizim başarımızın en güzel kanıtı olarak geri dönecektir.

FİLMİN TOPLUM ÜZERİNE YARATACAĞI ETKİLER NELER OLACAK?...

Ne yazık ki toplumumuzda Türk-Kürt meselesi üzerine kulaktan dolma, yalan dolan ve provake edici söylemlerle hareket eden.Komşusunu, çevresini, yıllarca ekmeğini bölüştüğü dostunu ve hatta birlikte aynı yastığa baş koyduğu eşini bile kıran insanlar vardır. İşte bu filmden sonra; Türk Kürde, Kürt Türk’e daha sempatik, daha sevecen yaklaşacaktır; çünkü karakterlerimiz bunu seyircilerimizin hafızalarına kazıyacaktır.

KİŞİSEL HEDEFİM NEDİR?

Ülkemin Güneydoğusu ve batısında yaşamış, hayatı tüm zorlukları ile özümsemiş ve bunları öyküsel anlatımlarla bölüşebilmiş adamın biriyim ben. En büyük idealim ve hedefim; yeniliklere açık, birilerinin yaptığını taklit eden değil, farklılığı yaratmayı seven ve çok büyük düşünen yapımcılarla çalışarak ürettiklerimi ülkem ile bölüşmek…
Ama; yardımcı oyuncu, senarist, öykü kitabı yazarı kimliğimden öte, iki kız çocuğu babası olarak da ideallerim var benim… Doğru projelerle başarılı adımlar atmak ve kızlarımın yüzlerine başım dik bakarken, onların gurur duyacakları babaları olmak.




Yani Dam Üstünde Saksağan Savaşı; henüz emekleme döneminde ama; senaryo olarak yeni bir soluğun, bambaşka bir akımın ilk nefesidir…..


En derin saygı ve sevgilerimle

Ekrem ARPAK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.ywdirenkmasali.com
Ekrem ARPAK
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 3
Yaş : 43
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : Yazaqr / Senarist / Yardımcı Oyuncu
Lakap : Devrim
Kayıt tarihi : 19/04/10

MesajKonu: DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI SİNOPSİS   Ptsi Nis. 19, 2010 5:06 pm

DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI

(1. BÖLÜM ÖZET )
Şeytanlık ve karanlığın efendisi. Kötülüklerin en zalim generali PİYADOR, asırlar önce Fatih Sultan Mehmet ve onun en kadim dostu, Kürt Akıncılarının yiğit Gazisi Reşo Bey ile karşı karşıya gelir.
Şeytanlığın en büyük kalesi olan Konstantinopolis’i kuşatan F.S. Mehmet ile Reşo Bey; böylece Piyador’un dünyayı ele geçirme planına darbe vurur ve onu ağır bir yenilgiye uğratır. Ne var ki Piyador bir yolunu bulup; Türk ve Kürt kardeşliğine nefret tohumlarını eker.
Aradan yüzyıllar geçer. Piyador yenilginin intikam ateşi ile 1974 yılında tekrar harekete geçer. Asırlar boyu her türlü kötülükle donattığı ajanları ile toplanır. Sihirli ve zehirli bir plan hazırlamıştır ve bu plan doğrultusunda Film Yapımcısı kimliği ile Türkiye’ye gelir. Korkunç planını gerçekleştirmesi için gereken tek şey; F.S. Mehmet ve Reşo Bey’in soyundan gelen iki kurbandır…
MEHMET 25 li yaşında, orduda teğmen rütbesi ile görev almakta olan yeni evli, temiz kalpli, şirin, şaşkın bir gençtir. Aldığı maaş geçimine yetmemektedir ve bu yüzden iş arayışına girer.Komşusunu örnek alarak, cast ajansına figüran olarak baş vurmaya karar verir.
REŞİT 25 yaşında Güneydoğulu Kürt bir ailenin üniversite de eğitim gören sempatik oğullarıdır. Tıp fakültesinde okuyan Reşit harçları yatırmakta zorlanmaktadır ve bu yüzden ek iş arayışındadır. Kız arkadaşının tavsiyesi ile oda figüran olmaya karar verir.
AZİZ ve ZEHRA Şanlıurfa’nın Siverek ilçesine bağlı bir dağ köyünde yaşayan birbirine sevdalı iki gençtir. Başlık parası iki sevgiliyi birbirinden ayırır ve Aziz İstanbul’a gurbete gider.
Şeytan Piyador’un korkunç planını haber alan Melekler Alemi Can Alma ve Rüya Gösterme Merkezleri kırmızı alarma geçer….
Mehmet ve Reşit, başlarına geleceklerden habersiz Piyador’un kurduğu yapım şirketi “ Sende Yanarsın Film Yapım”a kayıt için aynı gün giderler. Piyador kısa sürede saf, temiz yürekli ve art niyetsiz ikiliyi kandırır. Mehmet kendini bir anda madalya almış bir savaş kahramanı, Reşit ise illegal bir örgütün ordu komutanı olarak bulur.
Öyle sihirli ve kurnaz bir plandır ki; Mehmet ve Reşit için tehlikeli ve gizli askeri operasyona gitmekten başka çare kalmaz.
Aziz İstanbul’a gelmiş, bir kıraathanede çaycı olarak çalışmaya başlamıştır.
Mehmet ve Reşit Piyador’un sihiri ile kendilerini bir dağ köyünün yakınlarındaki karakol ve hücre evinde bulurlar. Bir sabah ikisinin komutasındaki birlikler karşılaşır ve çatışırlar. İşte o günden sonra on yıl sürecek bir savaş başlar.
Ancak ikilinin savaşı; evrende bugüne kadar bilinen, bilinmeyen hiçbir savaşa benzemez. Tüm apsürtlükleri, akıl almaz kuralları ile tansiyonu bir an düşmeyen bir savaştır. On yıllık savaştan sonra Mehmet ve Reşit tek başlarına kalırlar. Ülke Mehmet’i, Dağdakiler Reşit’i öldü bilirler. Onlar artık birer efsanedir.
Mehmet ve Reşit, Zehra’nın dağ köyündeki evinin avlusunda kendilerine bir kulübe yaparlar. Kulübe kırmızı bir çizgi ile ortadan ayrılır. İkili gündüz mesai saatlerinde önceden belirledikleri kayalıkta savaşmaktadır. Akşam saatlerinde ise; kulübe yada avluda pişti, batak vb oyunlar oynarlar.
Aziz’in gitmesinin üzerinden on yıl geçmesine ve köyde artık kimsenin yaşamıyor olmasına rağmen; Zehra hala onu beklemektedir. Okula hiç gitmeyen Zehra 1970 lerde uydudan tv seyretmekte, yaralı kuzusundan süt sağmakta ve Mehmet ile Reşit’e yarenlik etmektedir.
Kayalıklardaki çatışma alanına günümüz film kahramanları, siyasetçi ve spor adamlarının yanı sıra bir bankanın seksi kredi kartı pazarlayıcı da uğrayabilmektedir.
Piyador’un Türk ve Kürt’leri uyuşturmak için bulduğu sihirli formül; ruhlar alemindeki melekleri de etkilemiştir. İdda ve şans oyunlarına dalan melekler görevlerini aksatmaya başlamıştır.
Uzun bir tatilden dönen BAŞ ŞEYTAN; Aziz’in aslında on yıl fazladan yaşadığını fark eder ve canını alması için Stajyer bir Azrail görevlendirir. Ne var ki Aziz’in ölmeye niyeti yoktur.
Rüya Gösterme Melekleri de insanlara yanlış rüyalar göstermekte, bu durum karışıklığa neden olmaktadır.
Mehmet ve Reşit ölen arkadaşlarını andıkları gün barışmaya karar verirler. Anacak o gün; Mehmet zehirli bir akrep sokmasına maruz kalır. Reşit Mehmet’i ilçedeki hastaneye yetiştirir. Başhekim Mehmet ve Reşit’i tanımıştır ve gerek emniyet birimlerine gerek haber merkezlerine haber verir. Öldü sanılan iki kahramanın ortaya çıkışı ülke ve dağ başında büyük heyecan yaratır. Hastane kuşatma altına alınır. Reşit Mehmet’in yardımı ile kuşatmadan kurtulur dağ başına çıkar. Mehmet iyileşince İstanbul’a döner.
Bir ay boyunca kahramanlar gibi ağırlanan ikili sonrasında bir kenara atılır ve ikisi de bunalıma girer. Gittikleri yerlerde yaşadıkları ve gördükleri onlara savaşın ne denli korkunç ve gereksiz olduğunu anlatacaktır.
Yeniden bir araya geldiklerinde; yapımcıya inat kardeşlik tohumunu ekmeye yemin edereler.
Zehra İstanbul’a gelir ve Aziz’i bulup evlenir. Senelerce Aziz’in canını almaya uğraşan Azrail; görevini başarıyla yerine getiremediğinden işinden olmuş ve artık ayakkabı boyacısıdır.
Bu savaş en çok doğanın dengesine ve anaların yüreğine zarar vermiştir. İki eski düşman ve Zehra ile Aziz zımba gibi bir ekip kurup savaşa hayır yürüyüşü başlatmıştır…


Öykü-Senaryo : Ekrem ARPAK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.ywdirenkmasali.com
Ekrem ARPAK
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 3
Yaş : 43
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : Yazaqr / Senarist / Yardımcı Oyuncu
Lakap : Devrim
Kayıt tarihi : 19/04/10

MesajKonu: Geri: DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI ( SENARYO )   Ptsi Nis. 19, 2010 5:10 pm

DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI ADLI SENARYOM SATILIKTIR

KONU : APSÜRT KOMEDİ
fORMAT : SİNEMA / DİZİ FİLM
GSM : 05384236736

MA H FYA BABA 1-2 ADLI SENARYOLARIM SATILIKTIR

kONU : POLSİYE DRAM
FORMAT : SİNEMA / TV DİZİSİ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.ywdirenkmasali.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI ( SENARYO )   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI ( SENARYO )
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI ( SENARYO )
» KIRGIZ-ÖZBEK SAVASINA DOGRU..
» ŞİÎ İŞBİRLİKÇİLER

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
www.bilgininevi.net :: firatcologlu.forum.st ::  Fırat Çöloğlu ve Siz-
Buraya geçin: